Oya Kalender neden “Marka” ve “İnsan” çözümlerini bir arada sunuyor?

Tıpkı bir birey gibi, marka algısı da belirli kişi özellikleri ile donatılır. İnatçı, azimli, tembel, çalışkan, dışa dönük veya sakin olmaktan tutun markanızın cinsiyeti, temsil ettiği yaş, yaşam koşulları ve çevre de, hedeflediğiniz kitle ile doğrudan örtüştüğü takdirde piyasada varlığınızı göstermeye başlarsınız.  Markalaşma sürecinizin en başında, firmanızın genel yapısı ve rotası ile birlikte, hedeflediğiniz potansiyel pazardaki kişilerin de karakteristik özellikleri analiz edilerek yola çıkılması sonradan yaşanabilecek maddi zaman kayıplarından korumak için vazgeçilmezdir.

Firma adımızdan da anlaşılacağı gibi, kurumsallaşma adına “Marka” ve “İnsan” çözümlerini bir arada sunmamız bizimle çalışan firmalara orta ve uzun vadede rakiplerinden ayrılmaları ve müşteri memnuniyetini oluşturmak, arttırmak ve korumakta oldukça avantaj sağlamaktadır.

“En karlı yatırım marka olmaktır” mottosuyla hareket ederek, markalaşma yoluna başlayan, ilerleyen veya marka repütasyonlarını geliştirmek isteyen firmaların stratejik danışmanlık ve tanıtımlara yönelik tedarik hizmetlerini tek elden temin ve kontrol edebilmelerini sağlıyoruz.

Her yeni firmanın / ürünün (veya daha önce marka olmayı denemiş ancak bazı kayıplar sonucunda piyasaya tekrar dahil olması gereken markaların), hedef pazarda marka güven ve itibarının oluşturulması özellikle Türk halkının marka-alım kararını %68,7 etkilemektedir. Yani firmanın markalaşma gayreti ve çalışması tüketici tarafından algılanmakta ve bir istikrar göstergesi olarak tüketim tercihlerine yansımaktadır.

 

Türkiye’de marka algısı ve markalaşma ivmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Amazon Ceo’su Jeff Bezos’un bu konuyla ilgili atıfta bulunduğu “Markanız, siz odada yokken başkalarının sizin hakkınızda ne söylediğidir.” sözü aslında toplumumuz için de geçerlidir. Sosyolojik yapı olarak kriterize etmek, birincil ve ikincil çevrelerimizle bir bireyi veya ürünü değerlendirmek yapımızda var olan etmenler.

 

Pepsi, Apple, Microsoft, Mercedes; herhangi bir konuşma içerisinde geçtiğinde yer ve zaman farketmeksizin herkesin kulak kabartmasına neden olan, global pazarda yer alan milyonlarca insanın tek kelimeyi hangi dilde olursa olsun aynı netlik ve karakteristiği hatırlayarak bilmesinin sağlayan “Marka” algıları oturmuş firmalardır.

 

Birçok gelişmiş ülkede marka algısı insanların alım kararlarında büyük rol oynarken, Türkiye pazarında markanın değeri son kuşak halkın alım gücünün marka tüketimine yönelmesi ile daha da artmaya başlamıştır. Bu artışın farkında olanlar, markalaşma süreçlerine yeterli yatırımı bütçe planlarına dahil ettiklerinde, satış rakamlarının da arttığını yadsınamaz bir şekilde görmektedirler.

 

Markalaşmanın bütçeye yansıması ve sonrasında firmalara geri dönüşü nasıl olmaktadır?

Sektörde markalaşmak isteyen aday bir  firma ile karşılaştığımızda en çok karşılaştığımız sorular;

1-     Marka olmanın maliyeti nedir?

2-    Marka olmak için ne kadar süre gerekli?

3-     Markalaşmak size ne kazandıracak?

Tüm sorulara verilecek tek cevabımız da aslında son soruya cevap olan, markalaşmadan ne kazanacağınızda saklı; “Sektörünüzde yapabileceğiniz geri dönüşü  en hızlı ve en yüksek kâr elde edebileceğiniz yatırımı yapmış olacaksınız .”

Ülkemizde piyasada kalıplaşarak yerleşmiş yanlış algının aksine, markalaşma boşa savrulan para değil, birkaç yıl sonrası için firmanıza yaptığınız en karlı yatırım olacaktır. Güvenilir bir markanız olmadığı sürece ister bir kürdan satın ister bir otomobil, piyasada satabileceğiniz maksimum fiyat çerçevesi maliyetinizin sadece % 2- %5 fazlası olabilecektir.

Firmamız olarak yaptığımız araştırma ve gözlemlerde;  ekonomiye yüksek üretimlerle katkısı olan, ciddi anlamda üretim yapan, her geçen gün büyüyen firmaların potansiyellerinin farkında olmadan stabil cirolarda kazanç sağlamayı kabullendiğini görüyoruz.  Bunların bir çoğu nihaî tüketiciye ulaşmak adına sadece mağaza açarak ve satış yaparak büyümeye çalışmakta, mağazalarında marka algısı sağlanamadığı için de satışları istenildiği kadar arttıramamaktadırlar. Bu tür durumlarda, marka bilinirliği ve kalite güven endeksini istenen seviyeye çekerek potansiyellerine ulaşmalarında danışmanları olmaktayız.

Ortalama 2 yıllık ilk markalaşma süreci ve sonrasında uzun vadeye yayılmış marka yönetimi ile satış rakamları ve kar oranları yükselen tablolarla karşımıza çıkmaktadır. İlk markalaşma süreci ( ortalama iki yıl olmakla birlikte, firma ürün veya hizmetlerine göre süreç 5 yıla kadar varmaktadır ) özellikle piyasaya yeni çıkacak markalar için var olmak veya yok olmak arasında ince çizgidir. İlk 2 yıl sürecini harika atlattınız peki sonra ne olacak? Yeni bir ürüne isim vermek ve ortaya çıkmak, marka olmak için yeterli değildir. Aşkla ve inanarak sürdürülebilir marka çalışması yapmak,  markayı bir karaktere bürünmüş kimliği ile kalıcı olarak başarıya taşıyacak, satış rakamlarını yükseltecek ve bir ömürlük değil, nesilden nesile tanınan, bilinen bir marka mirası ve değeri haline getirecektir.

Ekonomik açıdan kadınların istihdamdaki yeri ve toplumsal etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Global ekonomilerde de olduğu gibi Türkiye’de de kadın gücünün henüz doğru konumda  ve efektif olarak değerlendirilememesi nedeniyle ülke olarak üretim kapasitemizi %47 oranında geri çekiyoruz.  Kadınların organizasyonel ve özellikle detaycılığın gerektiği, duygusal zeka ile mantıksal becerilerin harmanlandığı yönetim ve girişimcilik pozisyonlarında da oldukça başarılı oldukları Dünya genelinde araştırmalar sonucunda bu durum kanıtlanırken, ülkemizde de farkına varılarak kadınların çeşitli  mesleki konumlarda da önlerine engel konulmayarak ilerleyebilmelerinin desteklenmesi gerektiğine inanmaktayım. Bu alanda da profesyonel iş hayatım harici kurucu başkanı olduğum Anne Meclisi Derneği ile birlikte aileyi, özellikle kadını ekonomik toplumsal alanda destekleyici sosyal sorumluluk projelerini de üstlenmekteyiz.

Ayrıca sorunuzun bir diğer boyutu da var. Kadın etkisi ekonomiye iki türlü yansımakta. Birincisi istihdama katkısı ölçüsünde, diğeri de tüketim seçimleriyle. Türk toplumu sosyolojik olarak duygularını ön planda tutma eğiliminde olduğundan, alım kararlarında (özellikle kadınların karar verdiği alımlarda ) markayla duygusal bağ kurma ön plana geçebilmekte ve müşteri sadakatini tetiklemektedir. Kadınlar, ailede harcamayı yönlendiren en önemli mekanizma olduklarından emlaktan giyime, gıdadan tatil planlarına kadar karar verici olabilmekte ve bu yüzden ekonomik açıdan da güçlü olduklarında, toplumun genelinde üretim tüketim üzerinde büyük etkiler yaratmaktadırlar.

 

 

 

Anne Meclisi Derneği’nde kurucu başkan olduğunuzu belirttiniz, derneğin faaliyetlerinden bahseder misiniz?

Anne Meclisi olarak, toplumda kadının ve erkeğin fırsat eşitliğiyle bireysel değerinin korunması, varlığını daha rahat sürdürebilmesi ve toplum ile aile birliğinin sağlanması için; kadını tek başına değerlendirmeyip, mevcut durumları belirleyerek kadınlar ile birlikte yakın aile bireylerine, çevreye yönelik iyileştirmeler, eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarını kapsayan projeler oluşturup yürütmekteyiz.

2 yıl gibi kısa bir sürede, ekonomide kadın, anne hakları ve sorunları, ailede sorumluluk paylaşımı ve aile içi denge, çocuk hakları ve mülteci anneler ile çocukları gibi toplumsal konularda 8 çalıştay; İstanbul’da çeşitli ilçelerde ailede sağlıklı ve bütçe dostu beslenme eğitimi, ilham veren kadınlarla “BiKahve BiSohbet” buluşmaları; İstanbul ve Adana’da Söz Anne’de eğitim ve bilinçlendirme seminerleri düzenlerken, huzurevleri, mülteci kampları ve engelli anneler ve çocuklarıyla ilgili onlarca ziyaret düzenleyerek destek verdik.

Kimsesi olmayan yaşlılarımıza destek olarak başlattığımız “Benim Annem Türkiye” ve  babalara sigara bıraktırmayı hedefleyen “Babam Söz Verdi” projelerini hayata geçirerek toplumsal farkındalık yarattık.

2017 – 2018 yeni döneminde de Turkcell, Ezra& Tuba ve Türkiye Giyim Sanayicileri desteğiyle “Engelli Kadınlara Online Mesleki Eğitim ve Destek” projemizi hayata geçirdik. Önümüzdeki aylarda da “Yetiştirme Yurdundaki Genç Kızlara Mesleki Eğitim ve Adaptasyon” , “Anne Market” , “Global Aile ve Annelik Konferansı “ ile çeşitli çalıştaylar ve eğitim etkinlikleriyle faaliyetlerimize devam edeceğiz.

Faaliyetlerimizden haberdar ve destek olmak adına http://annemeclisi.org/  adresinden de inceleyebilirsiniz.

 

 

 

Oya Kalender Hakkında:

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde eğitim gördü.

2003-2009 yılları arasında Genç İnsan Kaynakları kurdu, yönetti.

2009 yılında www.biaile.com portalını oluşturdu. 35 kişilik uzmanla ebeveynleri bilgilendirdi, genel yayın yönetmenliğini yaparak yüzlerce yazısıyla okuyuculara ulaştı.

2010 yılında Oya Kalender ortağı Neslihan Konak ile Türkiye’nin ilk aile ajansı olan BiAile Kurumsal Projeler’i  kurdu, ikinci yılın ardından da isim ve kapsam değişikliği ile Oya Kalender Brand & People Solutions olarak sektörde öncü hizmet firmaları arasına girdi.

2016 da kongre ve zirveler düzenleyen 360 CNP şirketine ortak oldu.

Firması adına Ulusal ve Uluslararası Anne – Çocuk Fuarlarına katıldı, onlarca seminer, eğitim düzenledi ve Minifest Çocuk Festivallerini 3 kez hayata geçirdi.

Kadem Ekonomi Komisyonu üyesi olarak 2015 İTO IWEC Kongresi ve W20 Açılım Grubu Organizasyon Komitesi üyesi olarak çalışmalarda bulundu.

2015 ICF Koçluk Konferansında moderatör görevi üstlendi.

Dernek ve Üyelikler

1999 — 2001 yılları arasında İBB Kadın Koordinasyon Merkezi çalışmaları

2001 — halen İTO üyesi

2003 – 2006 yılları arasında AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları üyesi

2012 – 2014 yılları arasında Yalova Fotoğraf Kulübü Derneği başkan yardımcısı

2013 – halen KADEM üyesi, Ekonomi Komisyonu

2014 – 2016 BNI Global üyesi

2015 – halen Anne Meclisi kurucusu ve dernek başkanı